14 Aralık 2010 Salı

KIŞ İLE GELEN MEVSİMSEL DEPRESYON

   Dört mevsimin yaşandığı ülkemizde kış kendini geç de olsa göstermeye başladı. Kış mevsimi insanlarda yaza giriş kadar heyecan uyandırmaz. Kışa girerken daha çok giyim, ısınma, araçlar için hazırlık yapılır fakat besinsel ihtiyaçlar arka planda kalır.

   Özellikle kentlerde, gelişen endüstriyel gıda üretimi sayesinde mevsime göre beslenmeye dikkat edilmiyor. Her mevsimde çeşitli sebze ve meyvelere ulaşılabildiğinden, beslenme alışkanlıkları değişmez. Aynı çeşit yemekler bizi tek yönlü beslenmeye iter.  Bu da, mevsim geçişlerinde ''mevsimsel depresyon'' oluşturur.

   Sebze ağırlıklı beslenmenin önemini vurgularken, en çok karşılaştığım şikayet, kışın yeteri kadar çeşit olmadığı ve insanların aynı sebzeleri yemekten sıkıldıkları olur. Oysa ki geçmiş kültürümüze bakıldığında, kış hazırlıklarına haziran-mayıs aylarında başlanır, bu mevsimde yetişen çeşitli yiecekler kurutma, tuzlama, pestilleme, tütsüleme, salamura ve salça gibi doğal-katkısız yöntemlerle kış boyunca kullanılmak üzere muhafaza edilirdi. Hazırlanan gıdalar, kış sebze ve meyveleriyle birleştirilerek, karanlık kış günleri sıcak, renkli sofralara çevrilirdi. Bu yüzden geçmişte ''mevsimsel depresyon''dan bahsedilmezdi...

  Kış sebzeleriyle ilgili tariflere Sağlıklı Tarifler bölümünden bakabilirsiniz.
           
                                                                                Diyetisyen  BURCU TUNÇ

8 Aralık 2010 Çarşamba

Yeme İsteği - STRES - Metabolizma Hızı

Stres, beslenmeyi bitirir. Zorlama, anksiyete, acele etme, olumsuz konuşmalar vücusu kavgaya zorlar. Bu stres durumunda, vitamin ve mineraller salgılanır, sindirim organlarına kan akımı azalır, kalori yakımı yavaşlar ve kilo aldırıcı hormonlar üretilmeye başlar. Zihinsel/duygusal durumumuz, metabolizmayı direkt olarak etkiler. Stres durumunda ne kadar sağlıklı beslendiğimizin önemi yoktur.


Dinlenme, sindirimin en ideal çalıştığı zamandır. Vücut ''parasempatik egemenlik'' altında öğünleri metabolize etme ve kalori yakımına programlanmıştır. Buna psikolojide gevşeme tepkisi denir. Size sorumuz, siz sakin yiyenlerden misiniz? yoksa endişeli ve aceleci olanlardan mı?

Beslenme durumunuzu değiştirmek için basit ve ekili bir teknik. Yavaşça 5-10 kez derin nefes aldığımızda vücut stresli, yavaş sindiren, az kalori yakan durumundan dinlenme durumuna geçerek metabolizmayı hızlandırır.

Zevk alma, besinsel bir ihtiyaçtır. Dünyadaki tüm canlılar sinir sistemi fizyolojisinin en ilkel düzeyinde zevki bulmak ve acıdan uzaklaşmak için programlanmıştır. Kendimizi şok diyet veya sevmeden yiyerek cezalandırdığımızda, beyin bu yoksunluğu ''açlık'' olarak algılıyor ve bizi daha fazla yemeye zorluyor.

Yiyecekler ve vücudumuz hakkında olumsuz düşündüğümüzde, vücudu placebo etkisiyle korku durumuna sokmuş olursunuz. Örneğin, sürekli kilo almaktan korkuyorsanız, vücut stres durumunda artan kortizol ve insülin salımını artırır. Bu da, vücuda yağ, kilo depolaması, kas yapımının durdurulması sinyalini verir. Korkularımızla metabolik bir gerçek yaratabiliriz.

                                                             Diyetisyen BURCU TUNÇ

BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ?

Aşırı yeme alışkanlığı olan çoğu kişi, kendilerinde ''irade sorunu'' olduğunu düşünürler. Fakat bu doğru değil! İştahınızı kontrol edemiyorsanız, bu irade sorununuz olduğunu göstermez. Sorun, yemek yerken aslında yemek yemediğimizdir. Ne yediğimizi, tadını ve yemekten zevk almayı unutuyoruz. Beyin bu unutkanlığı ''açlık'' olarak tanımlar ve bu da bizi daha fazla yemeye zorlar.

Kilo verme programlarıyla kilo verenlerin yaklaşık %98'i 1-2 sene içerisinde kaybettikleri kiloyu geri alırlar. Verdikleri kiloyu koruyan %2'lik kısma bakıldığında tek bir ortak yönleri olduğunu görüyoruz. Hayat hikayelerinde güçlü bir nokta değişti. Bu yeni bir kariyer, sorunlu bir ilişkiyi bitirip yeni ve pozitif olanı kucaklamak, yeni bir şehre taşınmak veya kimolduklarını, yaşamın nasıl sürdürüldüğü hakkındaki inanışlarının değişmesi olabilir.

Herhangi bir öğünde metabolik gücümüzün (vücudun sindirim ve kalori yakma yeteneği)  %40-60'ı sindirimin ''sefalik faz''ıyla ilgilidir. Sefalik faz, yiyeceklerin koklanması, düşünülmesi, görülmesiyle başlar. Yeme sırasında ne yediğimize dikkat etmezsek, yiyecekleri %40-60 oranında metabolize debiliriz - çarpıcı bir istatistik!

Ne zaman yemek yediğimiz de ne yediğimiz kadar önemlidir. Buna ''Bio-Sirkardiyen Beslenme'' denir. Basitleştirirsek, insanlarda kalori yakımının en verimli olduğu dönem saat 12.00-13.30 arasındadır. Bu yüzden pek çok geleneksel kültürde en önemli öğün öğle yemeğidir. Kısaca, beslenmeniz küçük bir kahvaltı, geçiştirilmiş bir öğle yemeği ve yoğunluklu akşam yemeği ise kilo alımı için uygun koşulları yaratıyorsunuz demektir.

                                                                                                Diyetisyen BURCU TUNÇ

Beslenme Psikolojisi

       Beslenme psikolojisi, beslenme ve psikoloji arasındaki köprüdür. Kilo kaybı, vücut yapısı, enerji ve yorgunluk, bağışıklık sistemi, duygusal sorunlar, sindirim sistemi ile ilgili endişeler, yeme zorlukları ve besinsel kaynaklı sağlık problemleriyle ilgili kişisel ve duygusal değerlendirmeler yapılarak diyetinize yön verilir.

  • Yiyecek bağımlılığı
  • Yemek sonrası pişmanlık
  • Aşırı beslenme
  • Sağlıksız dış görünüş
  • Obeziteden kurtulabilirsiniz...
                                                                              

      Beslenmenin psikolojik yönünü keşfederek sağlıklı beslenmede yediklerimizin rölünün sadece hikayenin yarısı olduğunu öğreneceksiniz. Diğer yarısı ise tüketici olarak kim olduğumuzdur.



                                                            Diyetisyen BURCU TUNÇ

İzleyiciler